''Yeni Normal ve E-Ticaret Algısı'' Konseptli 3. Think & Talk Etkinliğinde Neler Konuşuldu?

''Yeni Normal ve E-Ticaret Algısı'' Konseptli 3. Think & Talk Etkinliğinde Neler Konuşuldu?

Mobilefest ve Pazarlama Türkiye ortaklığıyla yayınlanan üçüncü Think & Talk etkinliği ilgiyle karşılandı. Sektör profesyonellerinin katılımlarıyla renklenen ''Yeni Normal ve E-Ticaret Algısı'' konulu webinar 10 Nisan saat 14:00’de canlı olarak gerçekleştirildi. Online mecralardan canlı yayınlanan oturumda Covid-19 sebebiyle e-ticaretin nasıl etkilendiği, ilerde hangi adımlar atılmalı gibi başlıklar ele alındı. 

Etkinliğin konuşmacıları ise; Ideasoft’dan Seyhun Özkara – CEO & Founder, ebebek.com’dan Erkin Erol - E-Commerce Executive ve HIS Travel’dan Regional Marketing Manager Çağdaş Polat’dı. Videonun tamamını izlemek için buraya tıklayabilirsiniz. Sizler için derlediğimiz konuşmadan önemli kısımları gelin birlikte inceleyelim.

Çağdaş Polat: Koronavirüs sonrası tüketici satın alma davranışlarında ne gibi değişiklikler gözlemlediniz? Hangi ürün gruplarında değişim oldu? Koronavirüs öncesi ve sonrası için genel bir tablo çizebilir misiniz?

''Covid-19'dan Önce ve Sonra Olmak Üzere E-ticaret Süreci İkiye Ayrılıyor''

Seyhun: Biz genellikle bu süreci 2’ye ayırıyoruz. Birincisi Mart’ın 15 ile 30’u arası. İkincisi ise Nisan ayı. Mart ayındaki bizim gözlemlediğimiz ve datayla baktığımız ağırlıklı olarak ilk panik anında insanların online’a yöneldiği. Bu yönelmeye bağlı olarak gıda, dezenfektan, maske kolonya gibi ilk ihtiyaç duyuluna şeylerin alındığı bir dönem. Bu dönemde artan talep doğrultusunda fiyat artışına da tanık olduk. Mart ayını net olarak gıda ve sağlık tarafına değen tüm ihtiyaçlar ağırlıklı gitti. Fakat nisana ayına geldiğimizde durum biraz daha değişti. İnsanlar sürece alıştıkları için gıda stoğu yapmayı da azalttılar ve farklı şeylere yöneldiler. 

Bu dönemde hobi ürünleri, oyunlar ve spor ekipmanları ön plana çıktı. Oyun ve hobi ürünlerinde %134’lük bir büyüme gözlemledik, medikal ürünler (bağışıklık güçlendiriciler de dahil).

Çağdaş Polat: İdeasoft olarak bünyenizde 8500’den fazla olarak siteyi barındırıyorsunuz.. Bu aslında çok büyük bir transection havuzundan gelen bir bilgi demek. Genel bir kamuoyu araştırması da sayılabilir. 

Seyhun Özkara: Evet, sayabiliriz.

Çağdaş Polat: Süreçleri göz önüne alırsak, satışlarınızda bir düşüş ya da yükseliş gözlemlediniz mi? 

Seyhun Özkara: Baktığımızda overall’da ocak ve şubat ayında bir büyüme vardı. Genel olarak 5-6 sektör dışında bir düşüş yok. 

Çağdaş Polat: E-bebek olarak siz korona virüsü sonrası tüketicilerin satın alma davrnışlarında ne gibi değişiklikler gözlemlediniz Erkin Bey?

''Fmcg Sektörü Hızla Yükselişe Geçti''

Erkin Erol: Bebek sektörü özelinde baktığımızda en çok talep gören kategori arasındayız. Örnek vermek gerekirse siz korona olsa da bebek bezi alacaksınız, olmasa da alacaksınız. Kontrol ve önlemleri arttırdıkça mağazaları açmaya başladık. Küçük bir ivme olsa da e-ticaretten mağaza alışverişine doğru bir kayma gözlemledik. Bu noktada kullanıcının davranışı nereye yöneldi sorusunu sorabiliriz. Fmcg (hızlı tüketim ürünlerinde) diğer sektörlerde olduğu gibi bizim sektörümüzde de yükselişler fazla. 

Çağdaş Polat: Size bir soru yönlendirmek istiyorum Erkin Bey, peki bu süreçte e-bebek online alışverişlerinde artış mı oldu yoksa azalma mı?

Erkin Erol: Satışlarımızın arttığını gözlemledik. 

Çağdaş Polat: Koronavirüs e-ticaret için tehdit mi?

Seyhun Özkara: Bunu öncelikle şöyle ayırabiliriz; mağazası olan, hem mağazası hem e-ticaret sitesi olan ve sadece e-ticaret yapan. Fiziki alışverişin kısıtlı olduğu hatta olmadığı yerde biz hiç e-ticaretten alışveriş yapmayanları da böylelikle kazanmış olduk. Şimdilerde 65 yaşında sokağa çıkamayan bir amcanın online yemek ve market applerinden sipariş verdiğini görebiliyoruz. 2 yılda kat edemediğimiz yolu koronavirüs sayesinde 2 ayda kat ettik. 

''Koronavirüs E-Ticaret İçin Hem Fırsat, Hem de Tehdit''

Erkin Erol: Aslında bu süreç e-ticaret açısından fırsatken bazı markaların kategorisi dışında ürün satması sebebiyle sekteye uğradı. Hızlı marketçilik sistemi 4-5ay sonra eski haline dönecek. Sosyal izolasyon biraz daha gevşetildiğinde tüketicilerde eski alışkanlıklarına geri dönecekler. Yani aslında ceket satan bir firmanın market ürünü satmasını ilerleyen zamanlarda daha çok konuşacağız. Kısaca söylememiz gerekirse krizin boyutu çok derin, fırsatı da çok derin. Örneğin Getir ve İstegelsin büyük bir know-how edindi. 

Çağdaş Polat: Bu sürecin bir de tedarik boyutu var. Bu aksama ve değişimi nasıl görüyorsunuz Seyhun Bey?

Seyhun Özkara: Yerli veya yabancı fark etmez Türkiye’ye gelen ürünlerin tedarik süreci olumsuz etkilenecek. İthal gelen ürünlerde Türkiye’ye sevkiyatın aksadığını görebiliyoruz. Dünyanın birçok yerinde de üretim anlamında ir takım sıkıntılar görülebiliyor. 

Çağdaş Polat: Peki bu durum ithalat açısından Türkiye’ye bir fırsat yaratır mı?

Seyhun Özkara: Bütün yumurtaları aynı sepete koyan firma, bu süreçten sonra bütün yumurtaları aynı sepete koymayacaktır. Çin odaklı bir tedarik ağının nasıl sekteye uğrayabileceğini gördükten sonra belki de uluslararası firmalar Türkiye’yi bir kaynak olarak görebilir. Fakat biz üretime hazır değilsek her şey olumsuz yönde de seyredebilir. 

Erkin Erol: İşin tedarik zinciri boyutunda her ülke gibi biz de bu durumdan etkilendik. Fakat global boyuttan baktığınız zaman içerisinde çok farklı senaryolar var. İngiltere, Almanya, Amerika ve Fransa’nın politik olarak Çin’e bir saldırışı ve müdahalesi var. Haliyle bu da Çin’in diğer ülkelerle ticaretini etkileyecek. Ama Türkiye burada ciddi bir potansiyele sahip. 

Çağdaş Polat: İdeasoft olarak Türkiye Anlık Satış Verilerini paylaşıyorsunuz. Bu fikir nasıl ortaya çıktı? 


Seyhun Özkara: Biz bu verilerin benzerini 2017 yılında yapmıştık. Birtakım maliyetlerden ötürü durdurmuştuk. İdeasoft olarak Türkiye Anlık Satış Verileri aslında Şubat ayında hazırdı ve canlıdaydı ama duyurmamıştık. Buradaki temel amaç şuydu; sadece marka ürünler, pazar yerlerinden ürünler satılmıyor. Kobilerin de ürünleri satılıyor. Türkiye’de her ürününün neredeyse üreticisi var. Sadece gıda veya tekstil ürünlerinin satılmadığını göstermekti temel amacımız. Biz en azından beklediğimizin çok üzerinde bir geri dönüş aldık. 

''Çok Kısa Bir Zamanda E-Ticaret Patlaması Oldu''

Çağdaş Polat: Çok kısa bir zamanda e-ticaret patlamasından bahsediyoruz. Bu ciddi anlamda müşteri şikayetine de dönen bir mevzu. Kargo çalışanlarınına karşı artık herkesin empati yapmaya başlaması gibi. Müşteri şikayetlerinde değişecek bir olgu sizce olacak mı?

Erkin Erol: Toplum olarak bu karantina sürecini çok yanlış anlamış olduğumuzu düşünüyorum. Evet evdeyiz, ihtiyaçlarımızı evden alıyoruz ama dışarıda bunu paket yapan insanlar var. Bu noktada kullanıcı alışkanlığı ilkesi edinmemiz gerekiyor: ‘’Kargom gecikebilir, aldığım sipariş iptal olabilir. ‘’ Zaten kargo sorunları yaşayan bir ülkeyiz. O yüzden şu anki koşullarda aksaması çok normal. Bence kargo altyapısında daha büyük sistemlerin devreye girmesi gerekiyor. 

''Şirketler Süreci Şeffaf Bir Şekilde Yürütmeli''

Çağdaş Polat: Bu noktada süreci şeffaf bir şekilde yürütmek ve müşteriye anlatmak önemli. Çok ciddi bir talep artışı var ve bu talep artışı satışlarında %25 artmasına sebep olmuş. Bunun dışında birazda e-ticaret şirketlerinin dijitalleşememesi, yazılan şikayetleri geri dönülmemesi gibi durumlar söz konusu. Bunun dışında e-ticaretin hazırlıksız yakalandığı bir nokta var mıdır?

Seyhun Özkara: Erkin’in dediklerine ben de katılıyorum, doğal olarak anlayışlı olmak lazım. Çalışanların hijyen kurallarına uyması lazım ki bizlere de paketler ulaşsın ve hastalık evlere girmemiş olsun. Tüm Türkiye’ye dijitalleşmeyi öğreten aslında salgın oldu, kimse hazır değildi. Bütün şirketler hızlı bir dijital dönüşüm sürecine girmek zorunda kaldı. 

Erkin Erol: Bir örnek vermek istiyorum. Google ürünlerine girdiğinizde en üstte sarı bir bant içerisinde ‘’Koronavirüs sürecinden dolayı, sorularına geç cevap verebiliriz’’ gibi bir uyarı çıkıyor. Bu konuda koskoca ‘’neden geciktiğine dair’’ bir bülten hazırlamışlar. Yani diyor ki; cevap alamazsanız bundan dolayı. Az önce konuştuğumuz şeffaflık aslında tam olarak bu. 

Çağdaş Polat: Biz mahallemizde şöyle bir örnek yaşadık: Bir Getir çalışanının koronavirüs testi pozitif çıkmıştı. Getir bunu anında sosyal medya hesaplarından paylaşıp şeffaf bir şekilde adımları bizimle paylaşmıştı. Bu bilgilendirmeyi yaptıkları için 4 gün sonra yeniden sipariş vermiştik. Kullanıcıyı gerçekten bilgiyle beslemek ve empati yaptırmak hem online hem de offline ticarette belli başlı bir kural gibi gözüküyor.