Bangkok Gezi Rehberi: Bangkok’ta Neler Yapılır, Nerelere Gidilir?

Bangkok Gezi Rehberi: Bangkok’ta Neler Yapılır, Nerelere Gidilir?

Uzak Doğu’nun en mistik yeri neresi diye soracak olursanız bizim cevabımız Bangkok’tan yana olacaktır. Tayland’ın hem başkenti hem de en büyük kenti olan Bangkok’u her yıl mistik havasını solumak isteyen binlerce turist ziyaret ediyor. Melekler Şehri unvanına sahip olan kent, ülke için hem turizmin hem de ekonomin en canlı olduğu yer. Tropikal iklim kuşağını, lezzetli aromatik yemekleri, yemyeşil doğayı, gece hayatını ve kendine has kültürel dokusunu keşfedebileceğiniz Bangkok’ta oldukça renkli bir ortam sizi bekliyor. Gelin Bangkok'ta gezilecek yerler nerelermiş, birlikte keşfedelim. 

Büyük Saray

Bangkok turumuza şehrin ihtişamı en yüksek noktası ile başlıyoruz, The Grand Palace yani Büyük Saray, Chao Phraya Nehri’nin sağ tarafında konumlanıyor. 1782 ile 1925 yılları arasında kraliyet ailesinin yaşadığı yapı tam olarak 218.400 metrekare büyüklüğündeki bir alan üzerinde yer alıyor. Uzak Doğu mimarisinin en önemli temsilcilerinden birisi olan sarayın hem içi hem de bahçelerinde birbirinden güzel heykeller ve kültürel figürler sergileniyor. Şehrin hatta ülkenin en önemli tarihi yapılarından birisi olarak gösterilen Büyük Saray’ı mutlaka keşfetmenizi öneririz. Ancak sizi şimdiden uyaralım, sarayı ziyaret edeceğiniz zaman örtülü bir şekilde giyinmeniz gerekiyor, kıyafet kuralları dışında bir giyiminiz olduğunda uyarı alabilirsiniz.


Dusit Sarayı

Geleneksel Tayland mimarisinin özelliklerinin dışında bir çizgiye sahip olan Dusit Sarayı, 1897 yılında Avrupa’yı ilk kez gören ve bundan oldukça etkilenen Kral V. Rama’nın özel isteği üzerine dönemin Avrupai mimarisi özelliklerine göre yaptırılmış. 64 bin metrekare gibi bir hayli geniş bir alan üzerine inşa edilen yapıda birbiriyle bağlantılı çok sayıda bahçe bulunuyor. Ana binanın haricinde de 13 tane ekleme bina yer alıyor. Bu saray kompleksi içerisinde Vimante Tik Konağı ve Fil Müzesi gibi farklı binaları da görebilirsiniz. Tüm saray kompleksinde Viktoria döneminin özelliklerini yansıtan öge ile karşılaşabilirsiniz.

Bangkok Ulusal Müzesi

Tayland kültürüne ve tarihine ilişkin en güzel örneklerle karşılaşabileceğiniz Bangkok Ulusal Müzesi, Güney Doğu Asya’nın en büyük müzesi olma unvanına sahip. 1782 yılında Kral I. Rama döneminde yapılan saray olarak inşa ettirilen yapı, sonrasında müzeye dönüştürülmüş. Müzede Arkeoloji ve Sanat Tarihi Koleksiyonu ile Etnolojik Koleksiyon ve Dekoratif Sanatlar olmak üzere iki farklı bölüm yer alıyor. Tay kültürüne dair sergilenen eserler arasında Çin silahları, Budha çizimleri, oyuncak bebekler ve altın hazineler bulunuyor.

Jim Thompson Evi

II. Dünya Savaşı döneminde bir CIA ajanı olan Jim Thompson, Tayland’a gelir ve burada 25 yıl boyunca yaşamını sürdürür. Taylandlılar tarafından efsanevi Amerikalı lakabı yakıştırılan Thompson’un evini ziyaret ettiğinizde Bangkok kültürünü yansıtan birçok unsurla karşılaşabilirsiniz. Jim Thompson’un bu kadar ünlü olmasının nedeni ise burada yaşarken Tay İpek Şirketi’ni kurarak ülkeden ipek üreticiliğinin gelişmesinde önemli katkılarının olması diyebiliriz. Tüm Asya’da dilden dile aktarılan bir başarı hikayesinin ana unsuru. Bu nedenle de Tayland’da yaşamını sürdürdüğü evi bugün özel olarak sergileniyor.

Wat Saket Tapınağı

Ayutthaya Krallığı tarafından yapıldığı bilinen Wat Saket Tapınağı, Golden Mount tepesinde yer alıyor. Diğer tapınaklara göre bir hayli farklı oluşum hikayesine sahip. Altın renkli bir çatıya sahip olan Wat Saket’in çatısı çöker ve tam 50 yıl boyunca topraktan kaldırılmadan yıkıldığı yerde kalır ve zamanla doğal bir tepecik haline gelir. Oluşan bu tepeciğe de tapınağın yerleşimi sağlanır. Sri Lanka’dan getirilen bir Budha heykelinin sergilendiği tapınak, turistlerin bir hayli dikkatini çekiyor.


Wat Traimit Tapınağı

Bangkok ziyaretinde mutlaka görülmesi gereken yerler arasında olan Wat Traimit Tapınağı’nda, Altın Budha heykelini ziyaret edebilirsiniz. Dünyanın her yerinden gelen turistlerin ziyaret ettiği bu tapınaktaki oturan Budha heykeli, tam 5 ton ağırlığa sahip ve 18 ayar som altından yapılmış.

Wat Pho Tapınağı

Ülkenin en ünlü Budist tapınakları arasında bulunan Wat Pho, şehrin en önemli noktalarından birisi. Aynı zamanda dünyaca ünlü şifalı Thai masajının doğduğu yer olarak bilinen Wat Pho’yu mutlaka gezmenizi öneririz. Reclining Buddha yani Yatan Budha heykeli oldukça görkemli bir görüme sahip. Diğer yandan ülkenin ilk üniversitesi olma özelliğine sahip olan bu yerde 1950 yılından beri tıp fakültesinde öğrenci yetiştiriyor.


Wat Arun Tapınağı

1600’lü yıllarda inşa edilen yapı, dilimizde Şafak Tapınağı anlamına geliyor. Şehre ruhunu veren simgeler arasında bulunan Wat Arun tam anlamıyla bir mimari harikası! Tapınakta çokça mozaikler, Uzak Doğu figürleri, Çin seramikleri ve bunların yanı sıra yerel sanatçıların eserlerini görebilirsiniz. Tapınağın ana binası 17. yüzyılda inşa edilmiş olmasına rağmen kulelerinin eklenmesi 19. yüzyılı karşılıyor.


Chatuchak Pazarı

Dünyanın en büyük pazarını gezmeye hazır mısınız? Bu devasa pazarda tamı tamına 8000 adet stand bulunuyor. Alışveriş yapmayı seviyorsanız 35 dönüm alan üzerine kurulu bu pazarı keşfederken çok keyifleneceğinizi düşünüyoruz. Bu kadar büyük bir pazarda kaybolmadan nasıl gezerim diye düşünüyorsanız da her köşeye yerleştirilen sokak numaralarından faydalanabilirsiniz.

Khao San Caddesi

Bangkok’un en hareketli noktası diye merak edecek olursanız size yanıtımız Khao San Caddesi olacaktır. Turistlerin yanı sıra şehirde yaşayanların da buluşma noktası olan bu caddede keyif dolu birçok aktiviteye katılabilirsiniz. Caddeyi keşfe çıkmadan önce biraz atıştırmak isterseniz Tay mutfağı lezzetlerine bakabilirsiniz. Kendinizi yan yana sıralı mağazalarda ve hediyelik eşya satan yerlerde alışveriş çılgınlığının içinde bulabilirsiniz. En önemlisi de gece gündüz hareketi eksik olmayan bu caddede kendinizi Bangkok yaşamının akışına bırakabilirsiniz.

Lumpini Park

Şimdi sizi şehrin ortasında upuzun yeşil alanları, mini göleti, ağaçları ve dinlenme alanlarıyla Bangkok şehir merkezinde yer alan Lumpini Park’a davet ediyoruz. Şehrin kaosundan sıyrılıp nefes alabileceğiniz harika bir nokta olan bu parkta genç yaşlı demeden her yaş grubundan Bangkoklu ile karşılaşabilirsiniz. Şehrin akciğeri olarak gösterilen Lumpini Park’ta piknik yapabilir, yürüyüşe çıkabilir ya da çimlere uzanabilirsiniz. Ancak şimdiden söyleyelim bu parkta köpek gezdirmek ve sigara içmek kesinlikle yasak. Şehrin ilk yeşil alanı olan bu parkın kurulum tarihi 1920’na rastlıyor.


Siam Meydanı

Şimdi sizi Bangkok’un modern yüzünü keşfetmeye davet ediyoruz. Şehrin yeni cazibe merkezi olan Siam Meydanı’nın etrafında birçok alışveriş merkezi bulunuyor bu da bu meydanın kalabalık ve oldukça popüler olmasının en önemli nedenlerinden birisi. Ayrıca turistik otellere ve gece kulüplerine yürüme mesafesinde olması da turistlerin burada yoğunlaşmasında etken. 24 saat boyunca ritmin yüksek olduğu bu özel noktada Tayland’ın meşhur kareoke barlarına da uğrayabilir, oldukça eğlenebilirsiniz.

Çin Mahallesi

Uzun zaman önce Çin’den Bangkok’a ticaret için gelenlerin kaldığı bu mahalle zamanla Çin Mahallesi adını almış. Uzak Doğu mutfağının en leziz yemeklerini deneyimleme fırsatını bulacağınız bu mahallede birçok restoran işletmesi bulunuyor. Günün her saatinde açık olan restoranların yanı sıra akşam üstü saatlerinde açılmaya başlayan sokak tezgahları da hareketliliği çoğaltıyor. Yolunuz Çin Mahallesi’ne düşerse mutlaka yerel yemekleri tadabileceğiniz bu tezgahlara uğramanızı öneririz. Ayrıca ziyaretiniz şubat ayına denk gelirse de harika bir sürpriz sizi bekliyor çünkü bu dönemde Çin yeni yıl kutlamaları yapılır ve bu kutlamalar tüm coşkusuyla Çin Mahallesi’nde de yaşanır.

Chiang Mai

Tayland’ın kuzeyindeki en büyük kent olan Chiang Mai, Türkçe karşılığı ile Yeni Şehir, 1296 yılında Lan Na Krallığı’nın yeni başkent olması üzerine bu ismi almış. Ülkenin kuzeyindeki en büyük şehir olarak gösterilen Chiang Mai’nin kendine has yeşil dokusu, coğrafi özellikleri ve kültürüyle ziyaretçilerini çok şaşırtıyor. Denize uzak konumu nedeniyle diğer şehirlere göre daha sakin olan bu şehrin ön plana çıkan bir diğer noktası daha az maliyetli olması. Budizmin egemen olduğu şehirde iliklerinize kadar sakinliği ve sükuneti hissedeceksiniz. Yerel kültürü yakından tanıma fırsatı bulacağınız bu şehirde yemek kültürünün farklı aromalarını da keşfedebilirsiniz. Ayrıca doğa harikası bu şehrin içinden Ping Nehri geçiyor, kente her yönden hayat katan bu suyun kenarında soluklanmanızı ve Uzak Doğu havasını solumalısınız.

Yorum (0)
Yorum Bırak