Yeni Yerler Görme İsteği Uyandıracak En Güzel 20 Yol Filmi

Yeni Yerler Görme İsteği Uyandıracak En Güzel 20 Yol Filmi

Seyahat etmek bir tutkuysa, yeni yerler görmek ise daha büyük bir tutkudur. Peki koltuğunuzdan kalkmadan birbirinden güzel yerlere gitmeye ne dersiniz? Eğer siz de seyahat tutkunuzu harekete geçirmeye hazırsanız Yeni Yerler Görme İsteği Uyandıracak En Güzel 20 Yol Filmi içeriğimizi sizler için hazırladık. Keyifli okumalar. 

1- Away We Go (2009)

John Krasinski ve Maya Rudolph, ilk çocuklarını bekleyen bir çiftin anlatıldığı bu romantik komedide başrolde. “Ev” diyecek gerçek bir yer olmadığından, ailelerini kurmak için mükemmel bir yer bulmaya çalışırken Amerika Birleşik Devletleri ve Montreal'i dolaşıyorlar. Tuhaf ebeveynler, arkadaşlar ve eski okul arkadaşlarıyla hayallerindeki yeri bulma yolculuğunda karşılaştıklarında hem içe dönük hem de gülünç anların tadını çıkarın.


2- Almost Famous (2000)

Cameron Crowe'un Rolling Stone için yazdığı 1970'lerin rock and roll sahnesine yazdığı aşk mektubu, ergenliğe, şöhrete eğlenceli bir bakış ve bir grubun "yolda" olmasının durmak bilmeyen eziyetini vurguluyor.


3- Before Sunrise (1995)

Bu güzel aşk hikayesi, seyahat ilişkilerini dürüst bir bakış açısıyla yansıtıyor. Ethan Hawke ve Julie Delpy, Avrupa'da bir trende buluşan Amerikalı Jesse ve Fransız Celine'i canlandırıyor. Zamanlarını sadece bir geceleri olduğunu bilerek, birbirlerini tanımak ve Viyana sokaklarını keşfetmek için harcıyorlar. Avrupa egzotizmi size bir günün bir ömür gibi hissedilebileceği bir “seyahat süresi” duygusu veriyor.


4- The Blues Brothers (1980)

John Belushi ve Dan Aykroyd, iki erkek kardeşi canlandırıyor. Hapisten çıktıktan sonraJake Blues (Belushi) ve kardeşi Elwood (Aykroyd), büyüdükleri Katolik evinin açık kalması için ihtiyacı olan parayı toplamak için yardım etmeye karar verir. Bu yardım sebebiyle kardeşler grubu tekrar bir araya getirmek için Illinois çevresinde bir yolculuğa çıkar.


5- Bucket List (2007)

Hayatınızı dolu dolu yaşamanız için harika bir hatırlatma olacak bu filmde, iki arkadaş kendilerini bir hastane odasını paylaşırken bulur. Jack Nicholson bir milyarderi canlandırırken ve Morgan Freeman bu filmde bir tamirciyi canlandırıyor. Ölümcül hastalığı olan çift,  ölmeden önce yapılması gerekenler listelerini zamanları dolmadan tamamlamak için hastane koğuşundan kaçmaya karar veriyor ve macera başlıyor. 


6- Eat Pray Love (2010)

Julia Roberts, en çok satan ve aynı zamanda en iyi seyahat kitapları listesinin başında gelen anı kitabına dayanarak, sefil hayatını "kendini bulmak" için geride bırakan saygın bir gazete yazarı Elizabeth Gilbert rolünde. Yolculuğu onu yemek ve yaşam tarzının tadını çıkardığı İtalya'ya, meditasyon ve dua için Hindistan'a ve aşkı ve iç huzuru bulacağı Bali'ye götürür. Film sayesinde başkalarının hayatınızın nasıl olması gerektiğini düşündüğü kalıba uymaya çalışmak yerine kalbinizi açık tutmanız ve kendi kişisel mutluluğunuzu bulmanız için sizi düşüncelere sevk edecek.


7- A Good Year (2006)

Russell Crowe bu filmde hayatın paradan çok daha fazlası olduğunu öğrenen yüksek güçlü bir Londralı borsacı olarak rol alıyor. Provence'de satmaya hazırlandığı bir şato ekseninde ilerleyen hikayede Crowe, Fransız kırsalının sade yaşamına ve yerel bir güzelliğe aşık olur. Kalplerinize dokunacak film, bir sonraki seyahat rotanızı Güney Fransa’ya çevirmenizi sağlayabilir.


8- Into The Wild (2007)

Jon Krakauer'in kitabına dayanan Into the Wild, Christopher McCandless'ın gerçek hikayesini ve kendini gerçekleştirme yolculuğunu anlatıyor. McCandless, Emory Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra ailesiyle bağlarını keser, eşyalarını satar ve batı Amerika Birleşik Devletleri'nde bir yolculuğa çıkar. “Alexander Supertramp” lakabını benimseyen Christopher'ı anlatan film, yol boyunca karşılaştığı insanların ve Alaska'nın vahşi doğasında yalnızlık içinde yaşamak için Denali Milli Parkı'na son gelişinin hikayesini anlatıyor. Onun deneyimleri bize maceralarımızın ve karşılaşmalarımızın hayatımızı nasıl şekillendirdiğine dair harika  örnekler sunuyor.


9- In Bruges (2008)

Bu komedide Colin Farrell ve Brendan Gleeson, bir işin kötüye gitmesinin ardından Belçika'nın Bruges kentinde saklanmak zorunda kalan İrlandalı kiralık katilleri canlandırıyor. Patronları olan Ralph Fiennes'in geri dönüş mesajını bekleyen suç makineleri bu arada birkaç tuhaf karşılaşma yaşıyorlar. Filmde Farrell şehir hakkında ne kadar şikayet ederse etsin, bu şehri bir an önce ziyaret etmek isteyeceksiniz.  


10- Little Miss Sunshine (2006)

Kaliforniya Redondo Beach'teki Küçük Gün Işığı yarışmasını kazanmayı her şeyden çok isteyen yedi yaşındaki Olive Hoover'a odaklanan bir yapım. Olive çok popüler bir çocuk olmasa da, diğer rakiplere karşı çıkıp zirveye çıkabileceğine gerçekten inanıyor. Kızlarının hayallerini desteklemek isteyen ailesi, Olive'in ebeveynleri Richard ve Sheryl, Olive'in emo erkek kardeşi Dwayne, Sheryl'in intihara meyilli erkek kardeşi ile birlikte Albuquerque'deki evlerinden yola çıkıyorlar.


11- Lost in Translation (2003)

Bill Murray ve Scarlett Johansson, Tokyo'daki otellerinin barında buluştuktan sonra beklenmedik bir bağ oluşturan Bob ve Charlotte hakkındaki bu romantik komedi-dramada başrolde. İkisinin de yaşadığı yalnızlıktan bir arkadaşlık kuran ikili, Tokyo'nun sunduğu her şeyi deneyimlemeye çalışıyor.  Bu film kesinlikle size hayatınız hakkında düşünmeye itecek ve aynı zamanda, bazen en rastgele karşılaşmalarımızın en unutulmaz olanlar olduğunu da hatırlatacak.


12- Mad Max (2015)

Post-apokaliptik türünün yaratıcısı ve efsanevi “Mad Max” filmlerinin ardındaki usta yönetmen George Miller'ın bir kez daha yönetmen koltuğunda oturduğu Mad Max: Fury Road ile geri dönüyor. Charlize Theron ve Tom Hardy'nin rol aldığı film, serinin dördüncü bölümü. Filmin diğer başrollerinde; Nicholas Hoult, Hugh Keays-Byrne, Nathan Jones, Josh Helman, Rosie Huntington-Whiteley, Riley Keough, Zoë Kravitz yer alıyor. 


13- Midnight in Paris (2011)

Bu romantik komedide, Owen Wilson, Rachel McAdams'ın canlandırdığı nişanlısı Inez ile Paris'e giden, pek tanınmamış bir Hollywood senaristi Gil'i canlandırıyor. Kendisiyle Inez arasındaki farklılıklarla uğraşan Gil, her akşam gece yarısı gizemli bir şekilde 1920'lere geri dönüyor. Esas olarak Paris'in Caz Çağı'nda geçen modernizm ve nostalji temaları, filmin tamamına yayılıyor. Eğer sizin de hayallerinizin peşinden gitmeye teşvik edilmeniz gerekiyorsa, izlediğiniz bir sonraki film Midnight in Paris olmalıdır.


14- On the Road (2012)

Aynı adlı romandan uyarlanan hevesli yazar Sal, yeni arkadaşları Dean ve Marylou tarafından harekete geçer ve kendilerini bulmak için Amerika Birleşik Devletleri'ni gezmeye karar verirler. Özgürlüklerini kucaklayan bu gençlerin, karşılaştıkları farklı insanların yolculuklarını nasıl etkilediğini görüyoruz.


15- The Secret Life of Walter Mitty (2013) 

Ben Stiller, monotonluk döngüsüne sıkışmış bir fotoğraf editörü hakkındaki bu filmde Walter Mitty'yi canlandırıyor. Derginin son baskısı için mükemmel bir fotoğraf arayışına giren Mitty, gizemli bir foto muhabir bulmak için İzlanda ve Afganistan'a dahi gider. Mitty bu yönüyle hayallerin bizi hiçbir yere götürmediğini ve hayattan daha fazlasını istiyorsak ayağa kalkıp bunu gerçekleştirmemiz gerektiğini hatırlatan harika bir hatırlatıcı görevi görüyor.


16- Rain Man (1988)

Rain Man filmi çıkına kadar otizm çok fazla bilinmiyordu. Muhteşem ikili Dustin Hoffman ve Tom Cruise'un, gerçekten harika bir ikili performans gösterdiği, birbiriyle tamamen zıt karakterli iki kardeşi canlandırdığı Rain Man filmi artık bir klasik olarak kabul ediliyor. 


17- Samsara (2011)

Bu filmin mesajı, tek bir kelime bile söylenmemiş olmasına rağmen yüksek sesle konuşuyor. 25 ülkede çekilen anlatı dışı film sayesinde kutsal topraklara, sanayi bölgelerinde ve afet bölgelerinde size rehberlik edecek. İzleyicine eşsiz duyusal deneyimler sunan Samsara'yı mutlaka izlemenmesi gereken filmler listenize eklemelisiniz.


18- Seven Years in Tibet (1997)

Seven Years in Tibet, bir seyahatin hayatı nasıl değiştirebileceğini gösteren muhteşem bir film. 1939 yılında Hindistan'da dağcılık yapan Brad Pitt'in canlandırdığı Harrer karakteri yakalanır ve bir esir kampına gönderilir. Beş yıl sonra kamptan kaçarken kendisini Lhasa'da hiç hayal etmediği bir hayatı yaşarken bulur. Aynı adlı kitaba dayanan egoist adam yeni bir yaşam tarzı deneyimledikçe ve Tibetli Budistlerle sayesinde manevi aydınlanma yaşar.


19- The Straight Story (1999)

David Lynch'in en geleneksel hikaye anlatımlarından birinde Richard Farnsworth, hasta kardeşiyle arasını düzeltmek için için çim biçme makinesine binerek seyahate çıkan bir adamı canlandırıyor. Hikaye, Alvin Straight'in bir çim biçme makinesiyle Iowa'dan Wisconsin'e seyahat ettiği gerçek hayattaki bir olaya dayanıyor.


20- Thelma and Louise (1991)

Film iki kadın arasındaki dostluğu tüm yönleriyle, daha önce hiç bakılmamış bir açıdan ele alıyor. Thelma; henüz 18 yaşındayken lise aşkı Darryl ile evlenmiş, hayatını eşinin gölgesinde yaşayan, aklı bir karış havada bir ev hanımıdır. Louise ise geçimini garsonluk yaparak sağlayan, bağımsızlığına düşkün, oldukça düzenli ve sert mizaçlı biri. Film, bu iki karakterin kimseye haber vermeden bir yolculuğa çıkmalarıyla başlıyor. Yolculuk boyunca başlarına gelen olaylar ise karakterleri öngörülemeyecek bir biçimde değiştiriyor ve sinema tarihinin en önemli yapıtları arasında yer alıyor.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir: 

Çocuğunuzla Birlikte İzleyeceğiniz Birbirinden Güzel Yolculuk Filmleri

Evdeyken Okumalık En Güzel Gezi Kitapları