Anadolu Topraklarının Efsaneleriyle Hayranlık Uyandıran 3 Şehri

Anadolu Topraklarının Efsaneleriyle Hayranlık Uyandıran 3 Şehri

Kültürel zenginlik dendiğinde Anadolu, akla gelen ilk coğrafyalardan biridir. Tarih öncesi çağlardan beri pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, Hıristiyanlığın ilk doğduğu yerlerden biri olması sebebiyle de önemlidir. Öyle ki mitolojik hikayelerin çoğu Anadolu topraklarında geçer. Bu efsaneler sayısız kültürün bir araya gelerek oluşturduğu zenginliği yansıtır. Gelin hep birlikte bu topraklarda geçen en ilgi çekici efsaneleri yakından bakalım.

1- Yedi Uyuyanlar Efsanesi: İzmir

Efes Antik Şehri’nin yakınlarında bulunan Yedi Uyuyanlar Mağarası hem Müslüman hem de Hıristiyan dünyası için önemli bir merkezdir. Sebebi ise Yedi Uyuyanlar efsanesinde saklı. Kur’an-ı Kerim’de Ashab-ı Kehf olarak geçen olay farklı kültürde izleri bulunan bir hikayedir. Bu hikâye günümüze birkaç farklı şekilde gelmiş olsa da genel hatlarıyla her kültürde aynıdır. Örneğin Müslümanların inanışına göre Afşin’de Takyanus hükümdarlığı döneminde sarayda görevli olan altı genç putperestliği kabul etmediği için kral tarafından ölüme mahkûm edilir. Bunun üzerine altı genç inancını koruyabilmek için şehrin dışına kaçmaya başlar. Bu esnada bir çoban ve köpeği de onların yolcuğuna katılır. Yedi kişi ve bir köpek önlerine çıkan ilk mağaraya sığınmak isterler. Fakat Takyanus gençlerin mağaraya sığındığını öğrenerek mağaranın girişini kapattırır. Takyanus’un amacı gençleri ölüme terk etmektir. Aksine, mağaradaki gençler 300 yıl sürecek bir uykuya dalar. Uyandıklarında içlerinden Yemliha isimli bir kişi şehre yemek almaya iner. Etrafına baktığında şehrin çok değiştiğini görür. Böylece yıllarca uyuduklarını fark eden genç, dönemin kralının yanına götürülür. Yemliha başlarından geçen her şeyi krala anlatır. Ardından mağaraya giderek arkadaşlarını bu konuda bilgilendirir. Sonrasında ise gençler tekrar uykuya dalar. Yöre halkı ise mağaranın önüne bir mescit inşa eder. Bu hikâyenin çok benzer bir versiyonu Hıristiyan inanışında da bulunur. Rivayete göre M.Ö. 250 yılında yedi Hıristiyan genç, dini inanışları nedeniyle dönemin imparatoru Decius tarafından ölüm tehdidi alır.  Bu 7 arkadaş ve bir köpek Efes şehrinden kaçarak bir mağaraya saklanır. İmparator Decius mağaranın ağzını büyük taşlarla kapattırır. Aradan iki yüz yıl geçer bu olay unutulur. Gençlerin uyuduğu mağara ağıl yapılmak istendiği için bu bölgede çalışmalar başlar. İşçiler çalışmalarını sürdürdüğü sırada gençler uyanır. Aralarından ismi Lamblicus olan genç, yemek bulma amacıyla Efes şehrine geri döner. Lamblicus, Efes’e geldiğinde bir fırına girer ve cebindeki parayla ekmek alır. Fırıncı ise bu paranın 200 yıl önce hüküm süren imparator Decius dönemine ait olduğunu söyler. Oysa o an imparator Theodosius’tur. Büyük bir şaşkınlıkla mağaraya dönen Lamblicus olayı arkadaşlarına anlatır. Ne yapacağını bilemeyen bu yedi genç tekrar uyumaya karar verir. Fakat bu sefer geri uyanamazlar.


2- Ayn-ı Zeliha Efsanesi: Şanlıurfa

Türkiye’nin görülmeye değer noktalarından biri olan Balıklıgöl, ardında Ayn-ı Zeliha yani Zeliha’nın Gözü olarak bilinen bir efsane saklıyor. Rivayete göre bu efsanenin baş kahramanı Kral Nemrut, bir gece rüyasında yıldız görüyor. Kahinler, kralın bu rüyasını yıl içinde doğacak bir erkek çocuğunun putperestliği yok ederek yeni bir siyasal ve toplumsal düzen kuracağı şeklinde yorumlar. Kahinlerin bu yorumu Kral Nemrut’u oldukça korkutur. Bu nedenle yıl içinde doğacak tüm erkek çocukların öldürülmesi emrini verir. Bu sırada hamile olan Nuna Hatun, Kral Nemrut’un gazabından kaçabilmek için bir mağaraya saklanır. Oğlu yani Hz. İbrahim doğduğunda ise tekrar evine döner. Nuna Hatun oğlunun özlemine dayanamayarak ara ara Hz. İbrahim’i görmeye mağaraya gider. Ziyareti esnasında bir ceylanın oğluna refakat ettiğini görerek içi rahat bir şekilde mağaradan ayrılır. Hz. İbrahim büyüyüp evine döndüğünde putperestlikten rahatsızlık duyduğunu, bu inanışın insanları baskıladığını halka anlatmaya başlar. Diğer taraftan Kral Nemrut’un kızı Zeliha, Hz. İbrahim’e âşık olmuştur. Kral Nemrut ve askerlerinin sarayda olmadığı bir gün, Hz. İbrahim saraya giderek orada bulunan bütün putları parçalar. Putları parçaladığı baltayı ise en büyük putun üstüne bırakır. Bu haber kısa bir süre sonra Kral Nemrut’a ulaşır. Bunun üzerine kral, Hz. İbrahim’in yakılmasını emreder. Krallıkta o güne kadar görülmemiş büyüklükte bir ateş yakılır. Hz. İbrahim ateşe atıldığı sırada mucizevi bir şekilde ateşler suya, odunlar ise balığa dönüşür. Hz. İbrahim’e gönülden inanan Zeliha’da kendini ateşe bırakmıştır. İşte Zeliha’nın düştüğü o yerde bugün Balıklıgöl olarak bildiğimiz Ayn-ı Zeliha gölü oluşur.


3-Defnenin Göz Yaşları Efsanesi: Antakya-Hatay

Bugün Antakya’da şehrin tam ortasında bulunan Harbiye Şelaleleri’nin ardında Yunan Mitolojisine uzanan bir hikâye gizlidir. Efsaneye göre Zeus’un oğlu Apollon, Eros’un oklarından birine hedef olarak ırmak kenarında gördüğü Dafni’ye âşık olur. Dafni gönlünü Tanrılara kaptıran kadınların sonunu bildiği için Apollon’un aşkına karşılık vermez. Fakat Apollon, aşkına karşılık bulmak için Dafni’nin peşini bırakmaz. O an Dafni büyük bir hızla Apollon’dan kaçmaya başlar. Aralarındaki mesafeyi kapatan Apollon, Dafni’ye iyiden iyiye yaklaşır. Tam bu anda Dafni, Yunan yer tanrısı Gaia’ya yalvarmaya başlar. Gaia, Dafni’nin bu içten yalvarışı üzerine onu bir defne ağacına dönüştürür. Ne yapacağını şaşıran Apollon ise Defne ağacını kutsal kabul eder ve yapraklarından kendine bir taç yapar. Günümüze ulaşan tüm Apollon heykellerinde yapraktan yapılmış taç bulunmasının sebebi budur. Efsanenin geçtiği Harbiye Şelaleleri defne ağaçlarıyla çevrilidir. Dafni’nin göz yaşları ise şelalenin su kaynağını oluşturur. 

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Strateji ve Tarih İç İçe: Truva Atı Hikayesi

Bir Kadim Hikaye: Balıklıgöl Efsanesi

Yorum (0)
Yorum Bırak